# Sözlük (Turkish)

> 246 Web3 terms with beginner-friendly definitions, from Bankless Academy. Page: https://app.banklessacademy.com/tr/glossary (each term is anchored at #<anchor>). The English key follows each term in parentheses where it differs; the canonical English glossary is https://app.banklessacademy.com/glossary.md.

## %51 saldırısı (51% attack)

Ağdaki blok üretim gücünün yarısından fazlasını ele geçirerek blokzincir mutabakatına yapılan saldırı.

## açık internet (open internet)

Bilginin, hizmetlerin ve iletişimin merkezi şirketlerin denetimi olmadan herkese açık olduğu dijital alan.

## açık kaynak (open source)

Kaynak kodunu herkesin inceleyebildiği, değiştirebildiği ve geliştirebildiği yazılım.

## adres (address)

Blokzincirde bir hesabın ya da kişinin benzersiz genel kimliği.

## ağ yönetişimi (network governance)

Merkeziyetsiz bir topluluğun ağ özellikleri ve güncellemeleri üzerinde anlaşmaya varma süreci.

## airdrop

Kripto varlıkların kullanıcılara ücretsiz dağıtılması.

## akıllı cüzdan (smart wallet)

Tek bir özel anahtar yerine akıllı sözleşmeyle çalışan cüzdan. Hesap kurtarma ve passkey ile giriş gibi özellikler sunar.

## akıllı sözleşme (smart contract)

Bir sözleşmenin şartlarını otomatik olarak uygulayan bilgisayar kodu.

## alım satım (trade)

Varlıkları ya da parayı değerli bir şeyle değiştirmek; beceri küpündeki para fiili.

## Allo Protocol

Capital Allocation Protocol'ün kısaltması. Grupların ortak havuzdaki fonları verimli ve şeffaf şekilde dağıtmasını sağlayan açık kaynaklı bir protokol.

## alternatif Layer 1 (alternative layer 1)

Ethereum ve Bitcoin dışındaki Layer 1 blokzincirler.

## altın standardı (gold standard)

Bir ülkenin para biriminin değerinin doğrudan altına bağlandığı parasal sistem.

## AMM

(Otomatik Piyasa Yapıcı) Herkese açık bir algoritmaya dayanan takas eşleştirme sistemi.

## ana ağ (mainnet)

Test ağlarının aksine, işlemlerin gerçek değer taşıdığı ana ve canlı blokzincir ağı. Genellikle Ethereum’un Layer 1 ağını anlatır.

## aracı (intermediary)

Değer ya da bilgi alışverişini kolaylaştırmak için insanları birbirine bağlayan kuruluş veya hizmet.

## aracı token (intermediary token)

Bir takas rotasının ortasında yer alan, başlangıç ya da bitiş tokenı olmayan token.

## asenkron (asynchronous)

Katılımcıların aynı anda hazır bulunmasını gerektirmeyen, birden çok kişi arasındaki iletişim.

## bahis (bet)

Daha büyük ödüller karşılığında parayı riske atmak.

## Basenames

Base ağında cüzdanlara .base.eth ile biten, okunabilir isimler veren isim servisi.

## bireysel staker (solo staker)

Bağımsız bir doğrulayıcı düğüm çalıştıran düğüm operatörü.

## bireysel staking (solo staking)

Proof of Stake sistemlerinde işlemleri işlemek için kendi doğrulayıcı düğümünü çalıştırmak.

## birincil isim (primary name)

Cüzdan adresine bağlı ENS adı. Uygulamalar uzun adres yerine bu ismi gösterir.

## birleştirilebilirlik (composability)

Mevcut akıllı sözleşmeleri ve uygulamaları yapı taşı gibi birleştirip yeni ürünler oluşturabilme özelliği.

## birlikte çalışabilirlik (interoperability)

Farklı uygulamaların, tokenların ve blokzincirlerin birlikte çalışabilmesi ve bilgi paylaşabilmesi.

## blob

Ethereum bloklarında yer alan ucuz ve geçici veri alanı. Layer 2'ler işlem paketlerini buraya yazar.

## blok (block)

Blokzincirdeki bir işlem grubu.

## blok alanı (blockspace)

Her blokta işlemleri ve verileri saklamak için ayrılan alan.

## blok gezgini (block explorer)

Blokzincir verilerini aramak ve incelemek için kullanılan araç.

## blok hash'i (block hash)

Her blok dosyasının benzersiz kimliği. Her yeni blok, bir önceki bloğun blok hash'ine atıfta bulunur ve zincir böyle tek parça olur.

## blok oluşturucu (block builder)

İşlemleri yeni bloklara dizen uzman operatör. Blok önericileri bu blokları ağa yayınlar.

## blok ödülü (block reward)

Geçerli yeni bir blok öneren katılımcıya verilen yerel coin miktarı.

## blok önericisi (block proposer)

Blokzincire eklenecek bir sonraki bloğu seçmek üzere ağ algoritması tarafından belirlenen doğrulayıcı düğüm.

## blok üreticisi (block producer)

Yeni işlem blokları oluşturmak üzere ağ tarafından seçilen katılımcı, örneğin bir madenci ya da doğrulayıcı.

## blokzincir (blockchain)

Kripto para işlemlerinin kaydının dünyanın dört bir yanındaki birçok bilgisayarda birlikte tutulduğu sistem.

## blokzincir mimarisi (blockchain architecture)

Blokzincir teknolojisinde verilerin nasıl saklandığını belirleyen yapılar.

## blokzincir teknolojisi (blockchain technology)

Birçok bilgisayarda birlikte barındırılan yeni tür bir ağ. İnternete dijital sahiplik katmanı ekliyor.

## blokzincir trilemması (blockchain trilemma)

Bir blokzincirin aynı anda üç niteliğe birden ihtiyaç duymasını anlatan sorun: güvenlik, ölçeklenebilirlik ve merkeziyetsizlik.

## blokzincir uygulamaları (blockchain apps)

Kripto para takas etmene, web3 sosyal medya kullanmana, bağış yapmana, hatta Bankless Academy'deki gibi zincir üstünde öğrenmene imkan veren uygulamalar.

## borç alan (borrower)

Varlık ödünç alabilmek için borç verenlere faiz ödemeye razı olan taraf.

## borç veren (lender)

Faiz kazanmak için varlık yatıran taraf.

## BTC

Bitcoin'in piyasa sembolü.

## CEX

(Merkezi Borsa) Kripto para alım satımını bir ücret karşılığında yöneten platform. Hisse senedi borsasına benzer.

## coin

Bir blokzincirin, çoğunlukla ağdaki işlemleri gerçekleştirmek için para gibi kullanılan yerel varlığı.

## cüzdan (wallet)

Cüzdan, blokzincirde kripto varlık gönderip almak için kullanılan uygulama ya da cihazdır.

## cüzdan sağlayıcısı (wallet provider)

Cüzdanına erişmek için kullandığın yazılımı geliştiren taraf. Cüzdanının sahibi değildir, sadece blokzincirdeki hesabına erişmeni sağlayan bir köprü görevi görür.

## cüzdan uygulaması (wallet app)

Blokzincirdeki cüzdanına bağlanmak için bilgisayarında ya da telefonunda kullandığın uygulama.

## çatallanma (fork)

Bir blokzincir ağındaki köklü değişiklik. Ağ ikiye ayrılır: biri eski protokolü, diğeri yenisini izler.

## çifte harcama (double-spend)

Aynı dijital parayı iki kez harcamak. Blokzincir mutabakatı, merkezi bir otorite olmadan bunu engellemek için vardır.

## çözücü (solver)

Bir kullanıcının isteğini mümkün olan en iyi fiyattan gerçekleştirmek için başkalarıyla yarışan uzman.

## DAO

(Merkeziyetsiz Otonom Organizasyon) Oylamayı ve yönetimi otomatikleştirmek için blokzincir teknolojisini kullanan organizasyon yapısı.

## dApp

Blokzincirlere ve merkeziyetsiz ağlara bağlanan “merkeziyetsiz uygulama”.

## DeFi

(Merkeziyetsiz Finans) Blokzincir üzerinde çalışan, öz saklamaya dayalı finans araçları.

## defter (ledger)

Bugüne kadar gerçekleşmiş tüm işlemlerin kaydı.

## değer sömürüsü (value-extraction)

Kullanıcıların yüksek ücretler, veri toplama ve haksız şartlarla sömürüldüğü iş anlayışı.

## değer yaratma (value-creation)

Kullanıcılar ve ekonomi için yenilikçi, kaliteli ürün ve hizmetler üretmeye odaklanan iş anlayışı.

## değiştirilebilirlik (fungibility)

Birbirinin yerine geçebilme özelliği: her birim aynı değere sahiptir ve bir diğerinin yerini alabilir, tıpkı bir banknotun bir başkasıyla değişmesi gibi.

## delege (delegate)

Belirli bir sorumluluğu başka birine vermek, örneğin token oy gücünü devretmek.

## demokrasi (democracy)

Vatandaşların karar alma sürecinde başrol oynayarak gücü kullandığı yönetim biçimi.

## DEX

(Merkeziyetsiz Borsa) Güvenilir aracılara ihtiyaç duymadan takas yapılmasını sağlayan protokol.

## DEX toplayıcısı (dex aggregator)

Birden fazla kaynaktaki DEX likiditesini tek bir arayüzde birleştiren protokol.

## dijital imza (digital signature)

Bir mesajı ya da işlemi onayladığını gösteren, özel anahtarınla oluşturulan kanıt. El yazısı imza gibi çalışır ama taklit edilemez.

## dijital varlıklar (digital assets)

Dijital olarak saklanan, değeri olan her şey.

## doğrulayan köprü (validating bridge)

Para çekme işlemlerini kendisi doğrulayan bridge sözleşmesi. Böylece dışarıdan bir otoriteye güvenmen gerekmez.

## doğrulayıcı (validator)

Proof of Stake ağında işlemleri kontrol etmek ve blok önermek için stake kilitleyen, dürüst çalışması karşılığında ödül kazanan katılımcı.

## doğrulayıcı düğüm (validator node)

Ethereum topluluğundan birinin çalıştırdığı bilgisayar. Ödül karşılığında ağdaki işlemleri işler.

## doğrulayıcı istemcisi (validator client)

Bir doğrulayıcı düğümün, Proof of Stake ağında yeni blok önermek ve kontrol etmek için çalıştırdığı yazılım.

## dolandırıcı token (scam-token)

Yalnızca yatırımcıların parasını çalmak için çıkarılan kripto para tokenı.

## dolaşımdaki arz (circulating supply)

Belirli bir kripto paranın piyasada alınıp satılabilen coin ya da token sayısı.

## donanım cüzdanı (hardware wallet)

Özel anahtarları fiziksel bir donanım cihazında çevrimdışı saklayan öz saklama cüzdanı türü.

## dönem (epoch)

Herhangi bir blokzincirde belirli sayıda blok eklenmesi için geçen süre.

## düğüm (node)

Blokzincir yazılımı çalıştıran, defterin bir kopyasını tutan ve ağı doğrulamaya yardım eden bilgisayar.

## düğüm operatörü (node operator)

Ağdaki işlemleri işlemek için doğrulayıcı düğüm çalıştıran Ethereum topluluğu üyesi.

## emanet cüzdan (custodial wallet)

Emanet cüzdanda özel anahtarları başka bir taraf kontrol eder, yani kripto varlıklarına erişimi o taraf elinde tutar.

## emanetçi (custodian)

Varlıklarını güvende tutma sorumluluğu verilen finans kurumu.

## emir defteri (order book)

Farklı fiyatlardaki alım ve satım tekliflerinin listesi. Geleneksel borsalar işlemleri bu listeden eşleştirir.

## enflasyon (inflation)

Fiyatların genel olarak yükselmesi ve paranın alım gücünün düşmesi.

## ERC-1155

Ethereum'da hem birbirinin yerine geçebilen hem de benzersiz tokenları tek ve optimize bir sözleşme altında oluşturmak için kullanılan standart.

## ERC-20

Ethereum'da birbirinin yerine geçebilen tokenlar için standart. Bu tokenlar bölünebilir ve benzersiz değildir.

## ERC-721

Ethereum'da benzersiz tokenlar için standart. Bu tokenların eşsiz bir dijital kimliği vardır, kopyalanamaz ve bölünemez.

## eş (peer)

Eşit kabul edilen kişi ya da kurum.

## eşler arası (peer-to-peer)

Aracıya ihtiyaç duymayan, taraflar arasındaki doğrudan bağlantılar.

## ETF

(Borsa Yatırım Fonu) Hisse senedi, altın ya da bitcoin gibi varlıkları tutan, borsada işlem gören yatırım fonu.

## ETH

(Ether) Ethereum'un yerel kripto parası. Ağda işlem yapmak, doğrulayıcı düğüm çalıştırmak ve daha fazlası için kullanılır.

## ether

(ETH) Ethereum'un yerel kripto parası. Ağda işlem yapmak, doğrulayıcı düğüm çalıştırmak ve daha fazlası için kullanılır.

## Ethereum Blokzinciri (ethereum blockchain)

Ethereum ağındaki işlemleri ve sahiplik kayıtlarını tutan, herkese açık defter.

## Ethereum Sanal Makinesi (ethereum virtual machine)

Ethereum Sanal Makinesi ya da EVM, akıllı sözleşmeleri çalıştıran ve Ethereum ağının durumunu hesaplayan bir yazılımdır.

## fırsat eşitliği (equality of opportunity)

Herkesin geçmişinden ya da koşullarından bağımsız olarak aynı başarı şansına sahip olduğu adalet ilkesi.

## fiat

Altın gibi bir varlığa dayanmayan, değerini ihraç edene duyulan güvenden alan ulusal para birimi.

## fiyat çapası (peg)

İki ya da daha fazla varlık arasında değer eşitliğini koruma yöntemi.

## fiyat etkisi (price impact)

Kendi işleminin bir DEX’te fiyatı ne kadar hareket ettirdiği; işlemin büyüklüğüne bağlıdır.

## FOMO

(Fear Of Missing Out) Bir şeyin dışında kalma kaygısı, yani kaçırma korkusu.

## gas

Blokzincir ağlarındaki işlem ücretleri.

## gassız işlemler (gasless transactions)

Gas ücretinin, ağın yerel coini yerine takas edilen tokenla ödendiği ya da bir sponsor tarafından karşılandığı işlemler.

## geçerlilik kanıtı (validity proof)

Bir işlem partisinin doğru olduğunu gösteren matematiksel kanıt. Blokzincir işi baştan yapmadan doğrulayabilir.

## genel anahtar (public key)

Özel anahtarından üretilen ve paylaşması güvenli olan kod. Cüzdan adresin genel anahtarından türetilir.

## getiri çiftliği (yield farm)

Kullanıcıların ödül kazanmak için token yatırdığı DeFi protokolü. Getiri çiftçiliği, bu ödüllerin en iyisinin peşinden koşmak demektir.

## giriş rampası (onramp)

Dolar gibi sıradan parayı kripto paraya çeviren hizmet. Çıkış rampaları tersini yapar.

## güven gerektirmeyen (trustless)

Kişilere ya da kurumlara güvenmeyi gerektirmeden çalışma niteliği. (Otomatiktir ve kimsenin malı değildir.)

## güvenilir tarafsızlık (credible neutrality)

Belirli kişilerin lehine ya da aleyhine ayrım yapmayan mekanizma.

## güvenlik (security)

Bir blokzincirin hack denemelerine, kod açıklarına ve ekonomik saldırılara dayanıp normal çalışmayı sürdürebilme yeteneği.

## gwei

Ethereum blokzincirinde kullanılan, 0,000000001 ETH'ye (milyarda bire) eşit birim. Genellikle gas fiyatlarını belirtmek için kullanılır.

## halving

Yaklaşık dört yılda bir gerçekleşen ve yeni Bitcoin madenciliği ödülünü yarıya indiren planlı olay.

## harcama izni (allowance)

Bir tarafa, genellikle bir akıllı sözleşmeye, bir işlemde tokenlarının belirli bir miktarını kullanma hakkı verir.

## harcamak (spend)

Mal ya da hizmet için kripto varlıklarınla ödeme yapmak.

## hash

Bilginin dijital parmak izi.

## hash fonksiyonu (hashing function)

Herhangi bir girdiyi benzersiz ve sabit uzunlukta bir parmak izine (hash) dönüştüren fonksiyon. Tek yönde hesaplaması kolaydır ama tersine çevirmek neredeyse imkansızdır.

## herkese açık (public)

Herkese açık blokzincirlerde defteri herkes görüntüleyebilir.

## HODL

(Hold On for Dear Life) Piyasa ne olursa olsun kriptoyu satmamayı anlatan kripto argosu.

## iki faktörlü kimlik doğrulama (2 factor authentication)

Bir çevrimiçi hesaba girmeye çalışan kişilerin gerçekten o kişi olduğunu doğrulayan ek bir güvenlik katmanı.

## işlem (transaction)

Blokzincir üzerinde parasal ya da başka türlü bir transferin kaydı.

## işlem hash'i (transaction hash)

Her işlemin benzersiz kimliği. İşlem verisinden, gönderenin dijital imzasından ve işlemin tekrarlanmasını önleyen tek kullanımlık bir sayıdan türetilir.

## işlem kapasitesi (transaction throughput)

Bir blokzincirin aynı anda kaç işlem işleyebildiği; genelde saniyedeki işlem sayısıyla (TPS) ölçülür.

## iyimser rollup (optimistic rollup)

Toplu gönderdiği işlemleri geçerli varsayan bir Layer 2 rollup. İtiraz süresi içinde bir hile kanıtı aksini göstermezse işlemler kesinleşir.

## izinsiz (permissionless)

Hiçbir kurumdan izin almayı gerektirmeyen.

## kamu malı (public good)

Kamu malı, toplumun tüm üyelerinin erişebildiği bir mal ya da hizmettir.

## karesel fonlama (quadratic funding)

Her büyüklükteki bağışın oy gibi sayıldığı ve mevcut kaynakları büyüten bir kitlesel fonlama yöntemi. Destek ne kadar genişse etki o kadar büyük olur.

## karşı taraf riski (counterparty risk)

Bir anlaşmada karşı tarafın üzerine düşeni yerine getirmeme riski.

## kasa (vault)

Yatırılan tokenları tutup çalıştıran, yatıranlara payını temsil eden bir token veren akıllı sözleşme.

## kazanmak (earn)

Ödüller karşılığında değer üretmek; beceri küpündeki para fiili.

## kesinlik (finality)

Onaylanmış bir blokzincir işleminin kalıcı olduğu, geri alınamayacağı ve değiştirilemeyeceği garantisi.

## kıt (scarce)

Arzı sınırlı, az bulunur olma durumu.

## kıtlık (scarcity)

Bir şeyin arzının sınırlı olması, az bulunması.

## köprü (bridge)

İki farklı blokzincir ağının birbiriyle iletişim kurmasını ve varlık aktarmasını sağlayan bağlantı.

## kripto (crypto)

(Kripto para) Tek bir ülkeye değil, internete ait para birimleri. Bir merkez bankası yerine çoğunlukla kullanıcıları tarafından yönetilirler.

## kripto cüzdan (crypto wallet)

Kripto paranı saklamanı, gönderip almanı ve harcamanı sağlayan uygulama.

## kripto para (cryptocurrency)

Tek bir ülkeye değil, internete ait para birimi. Bir merkez bankası yerine çoğunlukla kullanıcıları tarafından yönetilir.

## kripto para cüzdanı (cryptocurrency wallet)

Kripto paranı saklamanı, gönderip almanı ve harcamanı sağlayan uygulama.

## kripto para madenciliği (cryptocurrency mining)

Bitcoin gibi Proof-of-Work ağlarında kullanılan, kripto para ödülü karşılığında blokzincir işlemlerini doğrulama işi.

## kriptografi (cryptography)

Dışarıdan müdahaleyi engelleyerek güvenli iletişim ve işlem sağlayan teknikler.

## kurtarma ifadesi (recovery phrase)

Kurtarma ifadesi, cüzdanının genel anahtarını ve özel anahtarını üretmek için kullanılan 12 ila 24 kelimelik bir listedir.

## kurtarma ifadesi (seed phrase)

Cüzdan kurulurken üretilen rastgele kelimeler. O cüzdanın kontrol ettiği TÜM hesapların ana anahtarıdır. KURTARMA İFADENİ HİÇBİR SEBEPLE KİMSEYLE PAYLAŞMA.

## KYC

(Müşterini Tanı) Devlet onaylı kullanıcı kimlik doğrulama süreci.

## L1

Layer 1, Bitcoin ya da Ethereum gibi temel ağları ifade eder.

## L2

Ethereum'un güvenliğini devralırken ölçeklenebilirliğini artıran blokzincir.

## Layer 1

Layer 1, Bitcoin ya da Ethereum gibi temel ağları ifade eder.

## Layer 2

Ethereum'un güvenliğini devralırken ölçeklenebilirliğini artıran blokzincir.

## Lightning Network

Bitcoin üzerine kurulu bir ödeme ağı. Ödeme kanalları sayesinde günlük ödemeleri anlık ve ucuz kılar.

## likidite (liquidity)

Bir tokenın alım satım için mevcut olan miktarı.

## likidite havuzu (liquidity pool)

İzinsiz token takaslarını mümkün kılan ortak token kasası.

## likit (liquid)

Blokzincir ekonomilerinde: Bir dijital varlığın kolayca alınıp satılabilmesi ya da akıllı sözleşmelerde kullanılabilmesi.

## likit staking tokenı (liquid staking token)

Stake edilmiş Ether'i temsil eden tokenlar. Sahipleri, stake edilen miktarla orantılı olarak staking ödüllerinden pay alır.

## LP

(Likidite Sağlayıcı) Ücretlerden pay almak karşılığında tokenlarını protokollere ödünç veren blokzincir kullanıcıları.

## LST'ler (lsts)

Stake edilmiş Ether'i temsil eden tokenlar. Sahipleri, stake edilen miktarla orantılı olarak staking ödüllerinden pay alır.

## madenci (miner)

Bitcoin gibi Proof of Work ağlarında, ödül karşılığında yeni blok önermek için yarışan katılımcı.

## madencilik (mining)

İşlemleri doğrulayıp blokzincire yeni bloklar ekleyen, ödül karşılığında yapılan Proof of Work süreci.

## maksimum arz (max supply)

Bir kripto para için var olabilecek en yüksek coin veya token sayısı.

## memecoin

Bir internet şakasına dayanan, çoğu zaman bir amacı ya da işlevi olmayan kripto para tokenı.

## merkez bankası (central bank)

Bir ülkede parayı, bankaları ve para birimini düzenleyen kurum.

## merkezi (centralized)

Tüm sistemi tek bir otoritenin ya da kuruluşun kontrol etmesi.

## merkezi borsa (centralized exchange)

(CEX) Kripto para alım satımını bir ücret karşılığında yöneten merkezi platform. Hisse senedi borsasına benzer.

## merkezi borsada staking (centralized exchange staking)

Ödül kazanmak için tokenları bir merkezi borsa üzerinden kilitlemek.

## merkezi hizmetler (centralized services)

Çevrimiçi faaliyetleri kontrol eden, kuralları ve ücretleri belirleyen, veriyi ve içeriği çoğu zaman kullanıcı ihtiyaçlarından çok kendi çıkarlarına göre yöneten şirketler.

## merkezileşme (centralization)

Bir sistemin tamamı üzerindeki gücün tek bir otoritede ya da kuruluşta toplanması.

## merkeziyetsiz (decentralized)

Sistemi tek bir otoritenin ya da kuruluşun kontrol etmemesi.

## merkeziyetsiz borsa (decentralized exchange)

(DEX) Güvenilir aracılara ihtiyaç duymadan takas yapılmasını sağlayan protokol.

## merkeziyetsiz hizmetler (decentralized services)

(dApp'ler) Ücretleri azaltmak ve kullanıcı deneyimini iyileştirmek için otomasyondan yararlanan çevrimiçi hizmetler.

## merkeziyetsiz para (decentralized money)

Özellikleri bir kurum tarafından belirlenmek yerine toplulukça kararlaştırılan para.

## merkeziyetsizlik (decentralization)

Kontrolün tek bir otorite yerine birçok kişiye dağıtılması.

## meta-toplayıcı (meta-aggregator)

Başka toplayıcıları tek bir üst katmanda bir araya getiren araç.

## MEV

(Maksimum Çıkarılabilir Değer) Blok üreticilerinin blok içindeki işlemleri yeniden sıralayarak, araya işlem ekleyerek veya sansürleyerek elde ettiği kâr.

## mint etmek (mint)

Bir blokzincir üzerinde yeni token üretmek. Tokenlar değiştirilebilir olabilir ya da NFT gibi benzersiz olabilir.

## mutabakat (consensus)

Blokzincirler gibi merkeziyetsiz bilgisayar ağlarında anlaşmanın, güvenin ve güvenliğin sağlanması.

## mutabakat katmanı (settlement layer)

Kesinleşen işlemlerdeki varlık değişimini kaydeden en alt blokzincir katmanı. Ethereum Mainnet, Ethereum Layer 2 çözümlerinin mutabakat katmanıdır.

## mutabakat mekanizması (consensus mechanism)

Bir blokzincir ağının hangi işlemlerin geçerli, hangilerinin sahte olduğuna karar verme yöntemi.

## mutabakat süresi (settlement time)

Bir işlemin onaylanması için gereken süre.

## NFT

(Değiştirilemez Token) Kopyalanamayan, benzersiz kimliğe sahip token. Ether gibi değiştirilebilir tokenların böyle bir kimliği yoktur.

## niyet (intent)

İstediğin sonucu tarif eden imzalı takas talebi, örneğin “X'i en az Y karşılığında takas et”. En iyi rotayı bulmayı uzmanlara bırakır.

## oltalama (phishing)

Saldırganın güvenilir bir kişi ya da kurum gibi davranıp kurbanları hassas bilgilerini paylaşmaya veya para göndermeye kandırdığı bir sosyal mühendislik saldırısı.

## onay (attestation)

Bir şeyin doğru olduğunu belirten imzalı teyit. Ethereum'da doğrulayıcılar, blokların geçerli olduğuna oy veren onaylar yayınlar.

## oracle

Piyasa fiyatı gibi dış dünya bilgilerini, akıllı sözleşmelerin kullanması için blokzincire taşıyan hizmet.

## OTC

(Tezgah Üstü) Doğrudan özel taraflarla yapılan alım satımlar.

## ödeme kanalı (payment channel)

İki tarafın, her işlemi blokzincire kaydetmeden defalarca işlem yapmasını sağlar.

## ölçeklenebilirlik (scalability)

Bir blokzincirin, artan iş, işlem ve kullanım yükünü kullanıcıları en az etkileyerek karşılayabilme kapasitesi.

## ölüm sarmalı (death spiral)

Düşen fiyatın, fiyatı daha da aşağı iten davranışları tetiklediği kendi kendini besleyen çöküş. Bazı algoritmik stablecoinlerde görülür.

## önden koşma (front-running)

Birinin bekleyen işlemini görüp ücret ödeyerek kendi işlemini önce işletmek ve o kişinin zararına kazanç sağlamak.

## öz saklama (self-custody)

Varlıklarını yalnızca senin erişebileceğin şekilde tutma yöntemi.

## öz saklama cüzdanı (self-custody wallet)

(Diğer adı: saklayıcısız cüzdan) Öz saklama cüzdanında özel anahtarların tek kontrolü sendedir, o anahtarlar da kripto varlıklarını kontrol eder.

## öz saklamalı (self-custodial)

Varlıklarını yalnızca senin erişebileceğin şekilde tutma yöntemi.

## özel anahtar (private key)

Özel anahtar cüzdanına erişim sağlar ve kripto varlıklarını başka cüzdanlara göndermene izin verir.

## özel işlem yönlendirmesi (private transaction routing)

İşlemleri herkese açık sıra yerine doğrudan blok üreticilerine göndermek. Böylece işlemler, önden işlem yapan botlardan gizlenir.

## özel kayıt (custom record)

Bir ENS alan adına bağlanan, kullanıcı tanımlı veri girdisi. Standart adreslerin ötesinde web sitesi ya da sosyal medya bağlantısı gibi bilgiler eklemeni sağlar.

## özerklik (autonomy)

Başkalarının koyduğu kurallara uymak yerine kendi davranışlarını kendin yönetme niteliği.

## para (money)

Mal ve hizmet alışverişini kolaylaştıran değişim aracı, hesap birimi ve değer saklama aracı.

## para politikası (monetary policy)

Bir merkez bankasının ekonomide dolaşan para miktarını nasıl yönettiği.

## parola yöneticisi (password manager)

Parolalarını güvenle saklayan ve her hesap için güçlü, benzersiz parolalar üretebilen uygulama.

## piyasa değeri (market cap)

Belirli bir tokenın ya da bir piyasa kesiminin toplam değeri.

## POAP

POAP (Katılım Kanıtı Protokolü), bir dersi tamamlamak gibi yaşam deneyimlerinin güvenilir kaydını cüzdanında tutan rozettir.

## PoS

(Proof of Stake) Doğrulayıcıların, ağı güvende tutmak için stake kilitlediği uzlaşma yöntemi.

## Proof of Stake

Blok üreticilerini, her katılımcının protokole kilitlediği stake miktarına göre rastgele seçen uzlaşma yöntemi.

## Proof of Work

Madencilerin, geçerli blok önermek için işlem gücü (yani “iş”) harcayarak yarıştığı uzlaşma yöntemi.

## restaking

Stake edilmiş Ether tokenlarını, ödül karşılığında başka protokolleri güvence altına almak ve doğrulamak için yeniden kullanmak.

## RetroPGF

(Geriye Dönük Kamu Malı Fonlaması) Projeleri geçmişteki etkilerine göre fonlayan bir mekanizma.

## rollup

İşlemlerin çoğunu ana zincirin dışında işleyip tek bir parti halinde zincire yazan Layer 2 ölçekleme çözümü. Kapasiteyi artırır, maliyeti düşürür.

## sahtekarlık (fraud)

Blokzincir ekonomilerinde: Elde tutulan kripto para miktarlarını değiştirmek için kullanılan haksız ya da sahte işlemler.

## sahtekarlık kanıtı (fraud proof)

Bir işlemin geçersiz olduğunu ve sahtekarlık yapıldığını gösteren delil.

## sandviç saldırısı (sandwich attack)

Botların, senin işleminin hemen öncesine ve sonrasına işlem yerleştirip fiyatı oynatarak senin zararına kâr ettiği saldırı.

## sansüre dayanıklı (censorship-resistant)

Neyin izinli olup neyin olmadığını hiçbir devletin ya da şirketin belirleyememesi.

## Satoshi Nakamoto

Bitcoin’in takma adlı yaratıcısı. Gerçek kimliğini bugün hâlâ kimse bilmiyor.

## sharding

Ölçeklenebilirliği artırmak için tek bir blokzinciri, paralel çalışan birden fazla zincire bölme süreci.

## sıcak cüzdan (hot wallet)

Sürekli internete bağlı olan öz saklama cüzdanı türü.

## sıfır bilgi (zero-knowledge)

Bir tarafın, hakkında başka hiçbir bilgi vermeden bir ifadenin doğru olduğunu kanıtlamasını sağlayan matematiksel yöntem.

## slashing

Proof of Stake ağlarında, çelişkili iki blok imzalamak gibi kanıtlanabilir hilelerde doğrulayıcının stake’inin bir kısmını yok eden ceza.

## slippage

Beklediğin fiyat ile işlemin gerçekleştiğinde aldığın fiyat arasındaki fark.

## slippage toleransı (slippage tolerance)

Bir işlem için kabul ettiğin en yüksek fiyat değişimi. Fiyat bundan fazla oynarsa işlem iptal edilir.

## soğuk cüzdan (cold wallet)

Çevrimdışı bir donanımda saklanan öz saklama cüzdanı türü.

## sosyal mühendislik (social engineering)

Birini parola ya da kurtarma ifadesi gibi hassas bilgileri paylaşmaya yönlendirme.

## spot ETF

Varlığın kendisini, örneğin bitcoin’i tutan ETF. İnsanların geleneksel borsadan o varlığa yatırım yapmasını sağlar.

## stablecoin

Değerini sabit tutmak için tasarlanmış, genelde ABD doları gibi bir para birimine 1:1 sabitlenen token.

## stablecoin ihraççısı (stablecoin issuer)

Bir stablecoin’i çıkaran ve değerini destekleyen rezervleri yöneten şirket ya da kuruluş.

## stake

Bir kripto para protokolüne kilitlenen finansal varlık miktarı. Kişinin protokole finansal bağlılığını, yani riske attığı kendi payını gösterir.

## staker

Ödül karşılığında bir doğrulayıcı düğüme Ether sağlayan Ethereum topluluğu üyesi.

## staking

Faiz (“ödül”) kazanmak karşılığında kriptonun bir kısmını belirli bir süre akıllı sözleşmede kilitleme.

## staking havuzu (staking pool)

Ethereum’da: Stake edenlerin başka birinin doğrulayıcı düğümüne Ether sağladığı akıllı sözleşmeler.

## staking sağlayıcıları (staking providers)

Genelde staking havuzları üzerinden staking hizmeti sunan dijital platformlar.

## standart kayıt (standard record)

Bir ENS alan adına bağlı yaygın veri girdisi; cüzdan adresi, avatar ya da e-posta gibi.

## şifreleme (encryption)

Bilgiyi, izinsiz erişimi önlemek için gizli ve güvenli bir koda dönüştürme işlemi.

## takas (swap)

Bir tokenı başka bir tokenla değiştirme.

## takas rotası (trade route)

Bir alım satımda başlangıç tokenından bitiş tokenına izlenen yol.

## takas yönlendirme (trade routing)

Bir alım satımda başlangıç tokenından bitiş tokenına izlenecek yolu planlamak.

## takma adlı (pseudonymous)

Gerçek kimliğini gizleyen, kendi seçtiğin bir adla hareket etme.

## tarafsızlık (neutrality)

Hiçbir kullanıcıyı ya da grubu kayırmadan tüm katılımcılara eşit davranma ilkesi.

## tasfiye (liquidation)

Borç alanın teminatının değeri krediyi güvenle karşılayamayacak kadar düştüğünde otomatik olarak satılması.

## tehlike işareti (red flag)

Tehlikeyi gösteren uyarı işareti.

## teminat (collateral)

Bir kredinin geri ödenmesini güvence altına almak için borç alanın borç verene rehin verdiği varlık.

## tezgah üstü (over the counter)

(OTC) Doğrudan özel taraflarla yapılan alım satımlar.

## ticari banka (commercial bank)

İnsanlar ve işletmeler için para yöneten banka.

## token

Var olan bir blokzincir üzerine kurulmuş, varlıkları ya da hakları temsil edebilen birimler.

## token çifti (token pair)

Bir likidite havuzunu oluşturan, birbiriyle eşleşmiş iki kripto para.

## token dağılımı (token distribution)

Tokenların farklı paydaş gruplarına nasıl dağıtıldığı.

## token izni (token allowance)

Bir cüzdan ile akıllı sözleşme arasında, belirli bir tokena sınırlı ya da sınırsız erişim veren anlaşma.

## toplayıcı (aggregator)

Birden fazla kaynağı birleştirerek en rekabetçi seçenekleri sunan araç.

## toplu açık artırma (batch auction)

Kısa bir süre boyunca birçok emri toplayıp hepsini aynı anda tek ve adil bir fiyattan gerçekleştiren işlem yöntemi.

## TPS

(Saniyedeki İşlem Sayısı) Bir blokzincirin ölçeklenebilirlik ölçüsü: saniyede işlediği işlem sayısı.

## TVL

(Kilitli Toplam Değer) Belirli bir yerde tutulan toplam varlık değeri.

## veto

Bir yönetişim önerisini reddeden oy.

## web2

Blokzincir altyapısı olmayan, merkezi platformlardan ve hesaplardan oluşan internet.

## web3

Kullanıcıların varlıklarını ve verilerini kendilerinin saklayabildiği, blokzincirlerden oluşan interneti anlatır.

## yan zincir (sidechain)

Ana blokzincire paralel çalışan, bir bridge ile bağlı, kendi doğrulayıcıları ve güvenliği olan ayrı bir blokzincir.

## yatırım yapmak (invest)

Değerinin artmasını umarak coin ya da token gibi bir varlığa para koymak.

## yetki devri (delegation)

Belirli bir sorumluluğu başka birine vermek, örneğin token oy gücünü devretmek.

## zincir (chain)

Veri bloklarını birbirine bağlayarak sonradan değiştirilemeyen bir veritabanı oluşturur.

## zincir dışı (offchain)

Blokzincirin dışında gerçekleşen her eylem veya veri; örneğin sıradan sunucularda ya da imzalı mesajlarda.

## zincir üstü (onchain)

Bir blokzincir ağına kaydedilmiş. Ethereum gibi kripto para ağlarında yapılan eylemleri anlatır.

## zincir üstü kimlik (onchain identity)

Blokzincir etkinliğinden ve kayıtlarından oluşan herkese açık kimlik; örneğin cüzdan adresine bağlı bir ENS adı.

## zincir üstü yönetişim (onchain governance)

Bir blokzincirin yapısındaki değişiklikleri yöneten otomatik sistem.

## ZK rollup

Toplu işlemlerinin geçerli olduğunu Layer 1 blokzincirinde matematiksel olarak kanıtlamak için sıfır bilgi kanıtları kullanan Layer 2 rollup.
